İÇME SUYU ve OZON

İçme sularında ozon Avrupa’da 1893, Amerika’da 1979 yılından beri kullanılmaktadır. Ozon kullanımı artmaktadır. Çünkü aynı anda pek çok kazanç sağlanabilmektedir. Su işletmesinde ozon uygulaması ile elde edilen kazançlar şunlardır: 

Suyun dezenfeksiyonu

Suya verilen ozon, kısa süreler içerisinde sudaki bakterileri, virüsleri, parazitleri (Cryptosporodium ) ve protozoaları (Giardia) yok eder. 

Yan ürün oluşumu

İçme suyunun klorlanması suda TTHM (Toplam Trihalometan) ve HAA5(Haloasetikasit) gibi istenmeyen bileşiklerin oluşumuna yol açmaktadır. Ozon kullanımı ile bu istenmeyen bileşikler oluşmaz. Aşağıda bu bileşikler ile ilgili uluslar arası ozon birliğinden alınan bilgiyi görebilirsiniz. 

Oksitleme (Dönüştürme) etkisi

İçme  suyunda  istenmeyen  inorganik  maddeler  olan  Demir, Mangan ve Sülfit ve organik maddeler olan Geosmin, Pestisitler, ozonla reaksiyona girerek başka bileşiklere dönüştürülür. 

Renk, tat ve koku maddelerinin uzaklaştırması

Suyun ozonlanması ile topraktan gelerek suda renk ve  koku oluşturabilecek humik ve fulvik asitler, tat maddeleri yok edilir; su berrak hale getirilir. 

İz miktarda bulunan maddelerin uzaklaştırması

Ozon ayrıca suda bulunması durumunda, alg toksini, ilaç kalıntıları, (antibiyotik, analjezik,antidiyabetik) hormonal maddeler (bitki/hayvan steroidleri) ve deterjan, dezenfektan vb. maddeleri parçalar. 

Çöktürme / Filtrasyon iyileştirmesi

Ozonun  kompleks  bileşikleri  kolayca  parçalama özelliğinden dolayı, sudaki bulanıklık  yapan  maddeler parçalanır, filtrasyonda elde edilen partikül sayısı azaltılır ve bio-stabilite artar.  Toplam  organik  karbon miktarını azaltarak filtrasyon ve çöktürme performansını arttırmaktadır.